Şaşırtıcı Bilgiler 4 dk okuma
Ayçiçekleri Güneşi Neden ve Nasıl İzler?
Ayçiçeğinin gün boyunca dönmesinin ardında bir bilinç değil, gövdenin iki yakasının farklı hızda büyümesi yatar. Peki tablalar neden bir gün durup doğuya dönüyor?
Yazar: Ozan Erdemir
Bir tarlada sıra sıra dizilmiş ayçiçeklerine sabahın erken saatinde bakarsanız, hepsinin başını doğuya çevirdiğini görürsünüz. Öğleye doğru aynı tarlaya döndüğünüzde tablalar yukarıyı, akşamüstü ise batıyı işaret eder. Bu görüntü yüzyıllardır insanları büyülemiş, bitkiye pek çok dilde doğrudan güneşi anlatan bir isim kazandırmıştır. Ancak bu hareketin ardında ne bir bilinç ne de bir tercih vardır; olan biten, bitki hücrelerinin ışığa verdiği ölçülü ve son derece düzenli bir tepkidir. İşin ilginç yanı, bu tepkinin ayçiçeğinin bütün yaşamı boyunca sürmemesi, belirli bir olgunluk noktasında tamamen durmasıdır.
Gövdenin İki Yakası Farklı Büyür
Güneşi izleme hareketinin teknik adı heliotropizmdir ve temelinde çok basit bir mekanizma yatar: gövdenin bir tarafı diğerinden daha hızlı uzar. Bitki hücrelerinin uzamasını yöneten büyüme maddeleri, ışığın az düştüğü gölgeli yüzde daha yoğun birikir. O taraftaki hücreler daha çok su çekip boyca uzayınca, gövde kaçınılmaz biçimde aydınlık tarafa doğru eğilir. Gün boyunca güneş gökyüzünde batıya kaydıkça gölgeli yüz de yer değiştirir ve eğilme onu izler. Yani ayçiçeği güneşe bakmaz; gövdesinin gölgede kalan yarısı, aydınlık yarısından daha hızlı büyür ve baş kendiliğinden döner.
Geceleri ise ters yönde bir düzeltme çalışır. Karanlıkta bu kez gövdenin batıya bakan yüzü daha hızlı uzar ve tabla yavaş yavaş geri döner. Şafak söktüğünde bitki yeniden doğuya bakıyor olur. Bu gece dönüşünün ilginç yanı, güneş henüz doğmadan tamamlanmasıdır. Bitki ışığı beklemez, iç saatine göre hareket eder. Karanlık bir odada tutulan genç ayçiçekleri bile bir süre boyunca gündüz gece ritmini sürdürmeye devam eder. Demek ki dış uyaranla iç zamanlama birlikte çalışır: biri yönü, diğeri ritmi belirler.
Neden Doğuya Bakarak Durur?
Ayçiçeği çiçeklenip tohum bağlamaya başladığında hareket durur ve tabla kalıcı olarak doğuya döner. Bu, tesadüfi bir donma değildir. Sabah güneşini doğrudan alan tabla, batıya bakan bir tabladan çok daha hızlı ısınır. Ilık bir çiçek tablası, serin sabah saatlerinde uçuşan böcekler için çekici bir konaklama noktasıdır; polen taşıyan ziyaretçiler ısınmış tablalara belirgin biçimde daha sık uğrar. Üstelik ısınma, poleni de daha erken hazır hale getirir. Böylece bitki, tozlaşma şansını gün doğar doğmaz artırmış olur.
Hareketin durmasının bir başka nedeni de mekaniktir. Olgunlaşan tabla yüzlerce tohumla ağırlaşır, gövde odunlaşır ve esnekliğini yitirir. Genç bir sapı gün boyunca eğip bükmek ucuz bir iştir; kilolarca yük taşıyan katı bir gövdede aynı hareketi sürdürmek hem gereksiz hem de yıpratıcı olurdu. Bitki, enerjisini artık yön değiştirmeye değil tohumları doldurmaya harcar.
Herkesin Sandığı Kadar Yalnız Değil
Güneşi izleme yeteneği yalnızca ayçiçeğine özgü değildir. Yonca, fasulye, pamuk ve pek çok yabani tür yapraklarını gün boyunca ışığa dik tutacak şekilde çevirir. Bazı çöl bitkileri ise tam tersini yapar: aşırı sıcakta yapraklarını güneş ışınlarına paralel getirerek ısınmayı azaltır. Yani bitkiler için ışığa yönelmek de ışıktan kaçmak da aynı araç kutusundan çıkan çözümlerdir. Ayçiçeğinin bu kadar ünlü olmasının nedeni, hareketinin iri tablası sayesinde çıplak gözle bile açıkça görülebilmesidir.
Bir başka yaygın yanılgı, tarlada gördüğümüz bütün ayçiçeklerinin sürekli güneşi izlediğini sanmaktır. Oysa çiçek açmış olgun bir tarlada tablalar neredeyse tamamen sabittir; hareketli olanlar henüz tomurcuk aşamasındaki genç bitkilerdir. Bu yüzden ağustos ortasında yola çıkan biri, kitaplarda okuduğu dönen tablaları göremeyip hayal kırıklığına uğrayabilir.
Tarımsal açıdan bu ayrıntının pratik bir karşılığı da vardır. Tablaların hepsinin aynı yöne bakması, hasat makinelerinin işini kolaylaştırır ve tohumların olgunlaşma hızını tarla genelinde eşitler. Doğuya bakan tablalar öğleden sonraki en sert güneşten kısmen korunduğu için aşırı ısınmadan kaynaklanan tohum kayıpları da azalır. Yağmurun tabla üzerinde birikip küflenmeye yol açması riski, hafif öne eğik duruş sayesinde düşer. Yani bitkinin kendi üremesi için geliştirdiği bu duruş, tarlada çalışan insanın da işine yarar. Yetiştiricilerin çeşit seçerken tabla açısına dikkat etmesinin nedeni budur.
Basit Kuralların Zarif Sonucu
Ayçiçeğinin hikâyesi, doğadaki karmaşık görünen davranışların çoğu zaman çok yalın kurallardan doğduğunu hatırlatır. Ortada plan yapan bir zihin yoktur; yalnızca ışığa göre yer değiştiren bir madde, farklı hızlarda uzayan hücre sıraları ve gece gündüz döngüsüne ayarlanmış bir iç ritim vardır. Bu üç unsur bir araya geldiğinde, tarlaya bakan insana adeta bir tören havası veren o eşzamanlı dönüş ortaya çıkar. Doğanın en etkileyici gösterileri çoğu zaman böyledir: sade mekanizmaların üst üste binmesiyle oluşan, bakan gözde ise çok daha büyük bir anlam uyandıran sahneler.